Bu Blogda Ara

6 Şubat 2016 Cumartesi

Orta Vadeli Plan 2016 - 2018

11/01/2016 tarihinde, 2016-2018 yıllarına ilişkin revize Orta Vadeli Plan yayınlandı. İş yoğunluğumdan dolayı yayınlanan OVP'yi değerlendirme fırsatı bulamamıştım.

Kalkınma Bakanlığınca hazırlanan, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen, Türkiye'nin 3 yıllık yol haritasını birkaç cümleyle özetlersek; makroekonomik istikrarın korunduğu, cari açığın ve enflasyonun aşamalı olarak düşürüldüğü bir ortamda temel olarak yapısal reformlar yoluyla büyümenin artırılması ve daha kapsayıcı hale getirilmesi hedeflenmiştir. 

Bu hedef çerçevesinde, yapısal reformların hayata geçirilmesine kararlılıkla devam edileceği ve büyüme stratejisi açısından büyük öneme sahip olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Onuncu Kalkınma Planında yer alan ve daha önce kamuoyuyla paylaşılan 25 Öncelikli Dönüşüm Programının uygulanmasının etkin bir şekilde takip edileceği vurgulanmıştır. 

Programın makroekonomik çerçevesi oluşturulurken; dönem içerisinde, belirsizlik ortamının azalacağı, küresel büyümenin tedrici olarak artacağı, ticaret ortaklarının ılımlı büyüyeceği, finansal piyasalardaki dalgalanmaların ve jeopolitik risklerin azalacağı, Fed’in faiz artırımlarının tedrici olacağı ve bu kararların ekonomi üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı, büyümenin finansmanında yurt içi tasarruflarla birlikte yabancı sermaye girişinin belirli bir katkıyı sağlayacağı, dış ticaret hadlerinde göreli bir iyileşme olacağı varsayılmıştır.

·         Geçen yıl yayınlanan Orta Vadeli Program'da (OVP), 2015 için öngörülen  yıllık %3'lük büyüme rakamı, yeni OVP'de yıllık % 4’e çekilmiştir. 2016 yılı için büyüme yıllık % 4'ten  % 4,5’e revize edilirken, söz konusu rakam 2017 yılı için % 5,0 (önceki 4,5%), 2018 için de % 5 olarak tahmin edilmiştir.

·         Önceki OVP'de bu yıl sonu için yıllık %7,6 olarak beklenen TÜFE tahmini,  yıllık %8,8'e, 2016 için yıllık %6,5'tan  yıllık %7,5’a, 2017 için ise yıllık %5,5'ten  %6,0'a çıkarılmıştır. 2018'de de TÜFE için %5 tahmini aynı bırakılmıştır.

·         Merkezi yönetim bütçe açığının, 2015’de GSYH’nin %1,2 (önceki %1,3), 2016’da %1,3 (önceki %0,7), 2017’de %1,0 (önceki %0,6) , 2018’de ise %0,8 olması beklenirken (önceki %0,4), FDF (faiz dışı fazla)’nin, 2015’de GSYH’nin %1,5 (önceki %1,5), 2016’da %1,2  (önceki %1,8), 2017’de %1,4 (önceki %1,9) ve 2018’de %1.4 (önceki %2,0) olması beklenmektedir.


·         AB tanımlı kamu borç stoğunun, 2015’de GSYH’nin %32,6’a (önceki %34), 2016’da %31,7’e (önceki %32,8), 2017’de %30,5’e (önceki %31,3) ve 2018’de %29,5’e (önceki %30) gerilemesi beklenmektedir.

      Özetle; yüksek büyüme amaçlanırken, maliye politikası gevşetiliyor. Enflasyon konusunda daha gerçekçi hedefler belirlenmiş olması olumlu. Ancak, makroekonomik çerçeveye ilişkin varsayımlar, gerçekçi olmadığı kadar oldukça iyimser. Jeopolitik risklerin uzun sürmemesi ve olumlu bir küresel konjonktür halinde OVP'deki büyüme hedeflerine yaklaşılması mümkün olabilir. Fakat büyüme performansının zayıflaması halinde bütçe hedeflerinin de gerçekleşmesi pek de kolay gözükmüyor. 

30 Kasım 2015 Pazartesi

Hangi Finansal Tablolar Hazırlanmalı, Finansal Tabloların Hazırlanması ve Sunumu

Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarıca finansal tabloların hazırlanması ve sunumu ile ilgili düzenlemeler artık “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu” (KGK) tarafından yapılmaktadır.

Son dönemde TTK, KGK ve Bakanlar Kurulu tarafından ortaya atılan yeni düzenlemeler nedeniyle, Şirketlerin hangi finansal tabloları hazırlayacağı konusunda tereddüte düştüğü görülmektedir. Hakikaten mevzuat birbirine girmiş durumdadır. Şirketlerin bağımsız denetime tabi olup olmadığı, TMS/TFRS mali tablolar hazırlamasının gerekip/gerekmediği veya konsolide finansal tablo mu yoksa solo(bireysel) finansal tablo mu hazırlayacağı yada Muhasebe Sistemi Uygulamaları Genel Tebliği’nin (MSUGT) ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamamış, yapılan düzenlemeler kafa karışıklığına neden olmuştur. Bu yazımızda, şirketlerin hangi finansal tabloları hazırlaması gerektiği konusunda bir nebze olsun bu kafa karışıklığına son verilmesi amaçlanmıştır.


Aşağıdaki konuyu özetleyen güzel bir tablo yer alıyor. Konuyu anlamak isteyenler için bu tablonun ezberlenmesi elzem.






3 Temmuz 2015 Cuma

Nakit Sermaye Artışına Vergisel Teşvik

07 Nisan 2015 tarihli 29319 sayılı resmi gazetede yayınlanan, “bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun”un 8. Maddesi ile, (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/04/20150407-19.htm)

13/06/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Diğer İndirimler başlığı altındaki 10. Maddesinin birinci fıkrasına bazı eklemeler yapılmıştır. (http://www.istanbulsmmmodasi.org.tr/html.asp?id=6053)

Bu  eklemelerle; Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin, ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki NAKDİ SERMAYE ARTIŞLARI veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ÖDENMİŞ SERMAYENİN NAKİT OLARAK KARŞILANAN KISMI üzerinden TCMB tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si kurum kazancından indirilebilir hale gelmiştir. Uygulama 01/07/2015 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi.

Ancak, 30/06/2015 tarihinde yayınlanan 2015/7910 sayılı kararname eki kararıyda bu uygulamaya ilişkin birçok düzenmeye gidlmiştir. (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/06/20150630-14-1.pdf)

Asıl işi sermaye yatırımı olan, ana faaliyet konusu şirketlere iştirak etmek, ortak olmak veya satın almak, karşılığında ise, temettü geliri elde etmek olan Holding statüsündeki Şirketlerin bu düzenmeyle uygulama dışında bırakıldığı gözükmektedir. Durum böyle olunca, bu teşvikten yararlanan Şirket sayısı bir hayli azalacaktır. 

İlgili düzenlemeyle uygulama dışında bırakılan bazı başlıklar aşağıdaki gibidir, detayları için kararnamenin tamamına paylaştığım linklerden ulaşabilirsiniz.

a) Gelirlerinin %25 veya fazlası şirket faaliyeti ile orantılı sermaye, organizasyon ve personel istihdamı suretiyle yürütülen ticarî, ziraî veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşan sermaye şirketleri için,

b)Aktif toplamının %50 veya daha fazlası bağlı menkul kıymetler, bağlı ortaklıklar ve iştirak paylarından oluşan sermaye şirketleri için,

c) Artırılan nakdi sermayenin başka şirketlere sermaye olarak konulan veya kredi olarak kullandırılan kısmına tekabül eden tutarı için,

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Türkiye'nin Dış Borcu

2015 ilk çeyrek itibariyle Türkiye'nin brüt dış borç stoku toplam 392,8 milyar USD, aynı dönemde GSYH ise, 180,6 milyar USD olarak açıklanmıştır. 

İlk çeyrek GSYH verisi tahmini olarak yılsonu için projekte edilirse 2015 yılında; 180,6 x 4 =722,4 milyar USD seviyesinde olacağı varysayılabilir. 

Bu durumda, dış borcun milli gelire oranının bugün itinariyle %54,4 seviyesinde olduğu söylenebilir. 2006 yılında bu oranın %39,5 olduğu düşünüldüğüne yıllar itibariyle Türkiye'nin borçlanma seviyesinin arttığını gözlemleyebilmekteyiz. 

Bazı rakamsal veriler tek başlarına ele alındığında aldatıcı olabilmektedir. Örneğin; "dış borç, yıllar itibariyle artıyor." denildiğinde rakamsal olarak arttığı anlaşılabilir ancak büyüklüğü anlamında herhangi bir öngörü sağlayamaz. Bu söylemin ardından her zaman şöyle bir soru gelebilir; neye göre, kime göre artıyor? 392,8 milyar USD tutarındaki bir büyüklük neyi ifade etmektedir?

Finansal piyasalarda, ülke riskini değerlendirme imkanını sağlayan önemli rasyolardan biri kuşkusuz "Dış Borç / GSYH" rasyosudur. Bu nedenle, dış borcun değerlendirilmesin bu rasyo mutlaka dikkate alınır.


Türkiye'nin net dış borç stoku = 392,8 milyar USD
Detaylarını incelediğimizde;
  • %71'i Özel Sektör, %29'u Kamu tarafından temin edilmiş,
  • %50'si Finansal Kurumlar tarafından temin edilmiş, (özel + kamu)
  • %33'ü Kısa Vadeli, %67'si Uzun Vadeli,
  • %60'ı USD cinsinden, %30'u EUR cinsinden,%2'si JPY, kalanı diğer para birimlerinden,
(Bu arada 2015 ilk çeyreğinde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinen dolayı yaklaşık olarak 17,1 milyar USD tutarında azalış göstermiştir. Dolayısıyla yıllar itibariyle devam eden artış trendi sekteye uğramış değildir. Çaktırmadan yoluna devam etmektedır. Eğer kur artışı olmasaydı dış borç stoku, 392,8 + 17,1 = 409,9 milyar USD olacaktı.)




8 Mayıs 2015 Cuma

GSYH Hesaplamasında Sektörel Veriler

Tüik, gayri safi yurtiçi hasılayı hesaplarken birçok kalemin değerini tahmin eder. Bu kalemler sektörel bazlı olup, detayları aşağıdaki gibidir. Hesaplanan yurtiçi hasıla rakamları bir önceki senenin rakamlarıyla karşılaştırılıp yüzde değişimlerine bakılır. Tüik’in açıklamış olduğu Ekonomik büyüme oranı bu şekilde ortaya çıkmaktadır.  

GSYH içindeki sektörlerin ağırlıkları birbirinden farklıdır. Örneğin, 2014 GSYH içindeki ağırlığı en yüksek kalem  24,2% ile İmalat Sanayi’dir. Yani ekonomideki büyüme rakamının (GSYH) 24,2%’lik kaynağı İmalat Sanayi’nin büyümesinden gelmektedir. Yani, İmalat Sanayi’ndeki %10’luk bir büyüme, GSHY’ya +2,4% puan katkıda bulunmaktadır. GSYH içindeki sektörlerin paylarını aşağıdaki tablodan inceleyebiliriz.

Son iki yıla baktığımızda GSYH içindeki 71%’lik pay 5 kalemden gelmektedir. Bunlar; İmalat Sanayi, Finans ve Sigorta Faaliyetleri, Toptan ve Perakende Ticaret, Ulaştırma ve Depolama ve Tarım,Omancılık, Balıkçılık kalemleridir. Bu kalemlerde yaşanan artışlar, ağırlıkları nispetinde GSYH oranlarını etkilemektedir.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Akaryakıt Fiyatlarının Nakliye Maliyetleri Kanalı ile Taze Meyve-Sebze Fiyatları Üzerindeki Etkisi

Son yıllarda Merkez Bankası tarafından her çeyrek yayınlanan Enflasyon Raporları’nda “Kutu” başlığı altında çok sayıda yeni ve yararlı bilgilere yer veriliyor. Ekonomi ile ilgilenenlere bu kısımları okumalarını öneririm.

30  Nisan 2015 tarihinde yayınlanan 2.Çeyrek Enflasyon Raporu’nda da bu şekilde önemli konulara değinilen bilgi “Kutu”ları mevcut. Bunlardan en çok dikkatimi çeken; akaryakıt fiyatlarının nakliye maliyetleri kanalı ile taze meyve-sebze fiyatları üzerindeki etkilerinin incelendiği bilgi “Kutu”su oldu.


Yayınlanan bu raporda, ÖTV artışının motorin fiyatlarını yükseltmesiyle Antalya ve İstanbul meyve-sebze hallerindeki fiyatlara etkileri ölçülmüş, 22 Eylül 2012 tarihinde yapılan ÖTV artışı sonucu yaklaşık yüzde 9 yükseliş kaydeden motorin fiyatlarının taze meyve-sebze toptan fiyatlarını kısa vadede yüzde 7-11 aralığında artıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik Takvim

Canlı Ekonomik Takvim Investing.com Türkiye tarafından sağlanmaktadır, lider finans portalı.